31 Mart 2012 Cumartesi

ARNAVUT’LAR-KÜRT’LER-ÇERKES’LER


Osmanlı'nın kurdurduğu ve Kürt'lerden oluşan Hamidiye alayları, hem Kürtlere bazı imtiyazlar tanımış, hemde kendi bölgesinde yaşayan halkların kırımında kullanılmıştır. Osmanlı'nın içeride etnik temizleme ve soykırımlarına destek olmuş, kendileri de belli bir statüye kavuşmuşlardır. Bunların en önünde elbette o yörenin nüfüslu kişileri, şeyhleri, ağaları, beyleri geliyordu.

Osmanlı Balkanlarda Arnavut’lara belli oranda, mülkiyet, iç işleyişleri bakımından belli bir serbestlik özellikler tanıyordu. Aynı serbest hareket alanını Hamidiye alayları üzerinden Kürtlere de tanıyordu. Bu iki halka özel bir önem veriyor, içinde yaşattığı diğer halklara göre bir özellik-ayrıcalık atfediyordu. Bu her iki halk da içlerinde oluşturulmuş yapılarla, Osmanlının vurucu gücüydü.

Daha sonraları, özellikle Kafkaslardan, Anadoluya göç etmek zorunda kalan, soykırımdan kurtulan Çerkez’ler de bunlara eklendi. Çerkez’ler de öncekiler gibi Osmanlı idari merkezine sadakatle bağlıydılar. Onlar Kürt’ler gibi belli bir alanla sınırlı kalmadılar, Osmanlı için her tarafta görevlere koştular. Devletin en önemli birimlerinde, özel görevler aldılar. Kendileri için, yani halkı için özel statü talep etmediler. Hiçbir zaman ayrılıkçı eğilimlere girmediler.

Ancak günümüzde kurdukları kültürel ve yöresel toplum kuruluşlarıyla bazı haklar talep etmeye başladılar. Onlarda böyle yıllar boyunca hep sadakat göstermelerine rağmen kendilerine ve halkına hiçbir hak verilmemesini sorgulamaya başladılar. Onların bu hareketlerini saygıyla karşılayacağız ve ne istediklerini öğreneceğiz. Öğrendikten sonra da kendileri için uygun gördükleri görüşlere destek olacağız. Kafkas’lar da  uğradıkları soykırım konusunda, soykırımı yapan tarafa karşı, yürüttükleri yüzleştirme ve Çerkez halkının mağduriyetinin giderilmesi, dönemin olaylarının mahküm edilmesi konularında tam destek vereceğiz.

Çerkez halkına, yıllar boyunca Osmanlı ve TC ‘ ye sadık bir halk olduğu için değil, sadık bir halk olsada olmasa da yine de onların ulusal demokratik haklarına saygılı olacağız. Sadece bir halk olarak Anadolu da var olmaları bizler için yeterli olmalıdır. Dünyanın neresinde ve ne zaman bir soykırım yapılmış olursa olsun, o soykırımı yapanları, yaptıkları soykırımla yüzleştirmeye çalışacağız.

Osmanlı’nın İttihat ve Terakki üzerinden milliyetçiliğe yönelmesi, Arnavutlara karşı tavırlarının değişmesi, onları memnun etmedi. Gelişmeler Arnavutların Osmanlıdan kopmasıyla sonuçlandı. Sadece Arnavutlar değil, bütün balkan halkları Osmanlı eğemenliği zayıfladıkça kendi devletçiklerini ilan ettiler.

Kürtler TC ‘ nin kuruluşunda M. Kemal’e destek oldular. Çünkü M. Kemal’in daha önce Osmanlı’nın onlara verdiği imtiyazları vereceğini zannediyorlardı. TC kurulup yerini sağlamlaştırmaya başladıktan sonra Kürt önderleri bekledikleri imtiyazlı durumların oluşmadığını gördüler. M. Kemal’de olacakları biliyordu, Kürt hareketini provakasyona getirerek, en zayıf anında isyan etmesini sağlayarak bastırdı ve yendi. Kürt hareketleri veya isyanları da lokal olarak çeşitli bölgelerde ortaya çıktı ve yenildi.

İşte bu üç halkın yazgısı, Arnavut’lar Balkanlarda bağımsızlıklarını kazandılar, hatta Enver Hoca önderliğinde, eğer doğru yapılabilmişse sosyalizmi de kurup yaşadılar. Ayrılmayıp ülke sınırlarında kalan Kürt’lerin yaşadıkları ülke devletler arası sömürge Kürdistan olarak, beş ülkenin ve Emperyalizmin destek ve işbirliğiyle bölündü, parçalandı, paylaşıldı. Çerkes’lere gelince onlarda soykırımdan kaçarak sığındıkları, yaşadıkları ülkeye yıllarca sadakatle hizmet etmelerine rağmen, insan yerine koyulup, ulusal demokratik hakları tanınmadı. En küçük bir dil ve kültürel haklarının tanınmasında bile sakınca görüldü. Çerkes’lerin konularına da olabildiğince duyarlı olmamız gerekiyor, çünkü onlar hemen yanı başımızda yaşıyorlar ve bizim desteğimize de ihtiyaç duyuyorlar.  Sürekli aynı halklara destek olmak, eşitlik, adalet, hakkaniyet duygularını zedeler. Şimdiye kadar destek olunmamış, konuları gündeme getirilmemiş halkların konularına da eğilmek, destek olmak gerekir. Bunun da bizler için enternesyonalist bir görev olduğunu ve üzerinden atlanamıyacağını ifade etmek isterim. Çok gecikmişde olsa bu görevin mutlaka yerine getirilmesi gerektiğine işaret ediyorum.

1 yorum: