30 Mart 2012 Cuma

Behçet Cantürk, nam-ı diğer BECO ( Lice'li Bazmorfin ve Eroin tüccarı )

Reşit Cantürk’ün ikinci karısı olan Harun’dan olan oğluydu. Bu Harun, Bingöl’den Lice’ye göç etmiş babaları ayakkabıcı olan bir Ermeni ailesinin kızıydı, Behçet Cantürk’ün babası Reşit bu Ermeni kızını zorla kaçırıp, baskıyla kendisine ikinci karısı yapar. Ermeni halkının içinde yaşadığı ezilmişlik, ailenin bu olaya yeteri kadar tepki göstermesini engeller. Baba Reşit bu ikinci karısına imam nikahı kıydırır. Baba Reşit boş durmaz, hem birinci karısından, hemde ikinci karısından durmadan çocuk yapar. Aile aynı zamanda komşu ülkelere yönelik dönemin koşullarına göre kaçakçılık  yapmaktadır. Baba Reşit’in Harun’dan olan ilk çocuğu  Nizamettin, ikinci çocuğu da Behçettir, Harun ana, daha sonra merdivenlerden düşerek hayatını kaybeder.Behçet’in okul yılları, kavgaları, cezaevine girmeleri, affa uğraması yaşanır.
(……….)
Behçet Cantürk şehirler arası nakliyecilik, inşaatçılık gibi işlerle çalışırken, tanıştığı Karadeniz’li müteahhitler aracılığıyla silah kaçakçılığı işlerine de girer. Önceleri bu işlere hissesar olarak başlar. Sonraları bu işlerin karlılığını görünce, silah kaçakçılığı ve benzer işleri arttırma yoluna gider. Behçet Cantürk bu arada DDKD (Doğu Devrimci Kültür Derneği) bünyesine katılır. Biraz daha inşaat müteahhitliği yapmaya çalıştıysada işleri umduğu gibi gitmez.
(……….)
Behçet, Diyarbakır’lı Şahin Cizrelioğlu’nun çağrısıyla İstanbul’a gider. İstanbul’da Sarı Avni’nin adını duyar, Sarı Avni Karadurmuş, Rize Çayeli’lidir. Ülkeye çok büyük miktarlarda silah sokmaktadır. Bu silahların karşılığını da dövizle ödemesi gerektiği ve o zamanlar dövizin elde edilmesi zor olmasından dolayı, o da silahları aldığı kişilere, Morfin vererek ödeme yapma yoluna gitmek istemektedir. Aracılar vasıtasıyla Behçet ve Avni Kasım 1979 yılında bir araya gelip anlaşırlar.  Behçet Diyarbakır’ a döner hemen Van’a Bayram oteline telefon ederek,Ertoş’lu Feto’yu Diyarbakıra çağırır. Sarı Avni’nin istediği 40 kilo baz morfinin siparişini varir. Feto aynı zamanda İran’lı Hacı Reşit Zigari’nin adamıydı. Beco bu ilk işi teslim edince bu defa Sarı Avni bu defa 100 kilo bazmorfin siparişi verir. Beco ortaklık yaptığı hemşehrileriyle birlikte malı Sarı Avniye teslim eder. Sarı Avni bundan sonra Beco ve arkadaşlarına 200 kilo bazmorfin siparişi verir. Bu malın tesliminden sonra Beco hemşehrisi olan ortaklarından ayrılır, kendi hesabına çalışmaya başlar
(………..)
Bir ara Sarı Avni’nin davetlisi olarak isviçreye gider, orada hem gezerler, hemde Beco’ya bankalarda hesap açarlar. Bu arada da Sarı Avni’nin Bazmorfin ve Eroin siparişleri sürer gider.

Beco’nun İsviçre’de Beco, malları bir tekneyle açık denizde bekleyen Sarı Avni’nin gemilerine aktarır, paralarıda ki hesaplarına yatırılır.

Beco’lar  Lice’nin Nergizi Mezrasında imalathane kurarlar. Bazmorfin ve Eroin üretme uzmanı, Merzifonlu İzzet Gündüz Sarıyar’ı da yanlarına alırlar.
Gerekli olan malzemeleri hazırladılar: Bir çinko tencere, büyük bir süzgeç, filitre kağıdı, bir büyük çanak,bir keten bezi.

İran’da Mollalarla beraber getirilen kısıtlamalar, bu konuda Lice’lilerin öne çıkmasını sağlar. İran'daki gelişmelerden sonra, Lice'de arka arkaya laboraru-varlar kurulmaya başlandı.
Özyıldızların Kocmar mezrasında, Zengoların Engül mezrasında, Ayteklerin Şemo mezrasında, Sevişlerin Diyarbakır Merkez Köy'de, Cantürklerin Nergiz mezrası ve Hani ilçesinin Feritbey Köyü'nde laboratuvarları vardı!

İran'daki gelişmeler ve Türkiye'deki askeri yönetimin, silah kaçakçılığını önlemeye yönelik
tedbirleri artırması, yeraltı ticaretinin en önemli gelir kapısının tekrar uyuşturucu olmasına neden oldu. Türkiye, '80'li yıllarda uyuşturucu trafiğinde patlama yaşadı...

Cantürk’ler başkalarına da mal yaparlar, Birkaç parti malda Kıbrısın başındaki politikacılardan birinin oğluna yaparlar, bu oğulda malı İngiltere’ye sevkiyat yapar.

Beco, bu arada da eski bir millet vekili olan İsmet Hilmi Balcı’yla halı iş kolunda hayali ihracat işine girerler.

Bu arada da Sarı Avni yurt dışından mal siparişleri vermeye devam eder, 300-400 kilo ne bulursa göndermesini ister. Beco İran’dan, Zigari’den getirttiği 300 kiloluk malın, Dragos’da teslimatını yapar. Teslimat, bir motorla Adalar mevkiinde yapılır. 1982 lerde Sarı Avni tekrar mal siparişinde bulunur,  bu defa 400 kiloluk bir mal hazırlanır, gene Dragos üzerinden Sarı Avni’nin gemisine aktarılır. Aynı yılın sonunda, aynı yöntemlerle 250 kiloluk mal sevkiyatıda yapılır. Bu arada, Behçet Cantürk 1982 yılı içerisinde Suriye'ye de dört sevkıyatta toplam 45 kilo eroin göndermişti...

Beco İstanbul’da tanıştığı anne tarafından olan Ermenilerle kuyumculuk, altın, pırlanta gibi kaçakçılık işlerine de girer.

Kısa zamanda büyük bir servet sahibi olmuştu:
* Diyarbakır Demir Otel,
* Diyarbakır Cantürk Otel,
* Diyarbakır Cantürk İşhanı,
* Demir Oteli karşısında bulunan bir han,
* Diyarbakır'da iki katlı bina,
* Diyarbakır'da 45 dönümlük arsa,
* Diyarbakır'da iki daire,
* Diyarbakır'da üç dükkân,
* Ankara Sincan'da 14 dönüm arsa,
* Ankara Karmen Otel inşaatı,
* İstanbul Bakırköy'de daire,
* İstanbul Erenköy'de daire,
* Lice Kumluca Köyü'nde bağ arazisi,
* Diyarbakır Kavasınar Köyü'nde bağ arazisi,
* Diyarbakır Nasnavar Köyü'nde tarla,
* Mercedes 350 spor araba,
* Deniz motoru,
* Yerli ve yabancı bankalarda para...
Bitmedi
Behçet Cantürk, zor duruma düşenlere, el altından yüksek faizle ödünç para veriyordu. Yani
tefecilik yapıyordu.

Bursa Boru ve Profil Sanayi A.Ş. tefecilik borçlarının ödenmemesi yüzünden el koyar. Behçet Cantürk aynı günlerde bir şirket daha satın aldı: Çamsan Kimya ve Tekstil Ürünleri A.Ş. Behçet Cantürk bu şirketine de, kardeşleri; Nizamettin, Azet ve Sabit Cantürk ile eşleri;
Hidayet Kaşan ve Akile Dilek Alev'i ortak etmişti.

Behçet Cantürk'ün elinde çok fazla nakit parası vardı. Bunların hepsini kendi adına bankalara
yatırmıyordu. Yanında çalıştırdığı; Yaşar Demirel, Abdülkadir Takan, İlameddin Dakman ve
Halis Cantürk adına da bankalara hesap açtırmıştı.
Sadece kendi hesabındaki paraların öğrenilmesi bile dikkatlerin üzerine çevrilmesi için
yeterliydi. Behçet Cantürk'ün çeşitli bankalarda yer alan sırdaş hesapları vardı:

* 25 Temmuz 1981, Türk Ticaret Bankası İstanbul/ Altınbakkal
50 milyon TL. (510 bin 204 dolar)
* 27 Mayıs 1982, Osmanlı Bankası Ankara/ Merkez 75 mil
yon TL. (500 bin dolar)
* 18 Haziran 1982, Vakıflar Bankası İstanbul/Aksaray 71
milyon TL. (473 bin 333 dolar)
* 2 Temmuz 1982, Vakıflar Bankası İstanbul/Aksaray 62
milyon 500 bin TL (416 bin 666 dolar)
* 4 Ekim 1982, Yapı Kredi Bankası İstanbul/Beyazıt 235
milyon 50 bin TL (l milyon 567 bin dolar)
* 27 Ekim 1982, Yapı Kredi Bankası İstanbul /Beyazıt 125
milyon 400 bin TL (836 bin dolar)
* 16 Aralık 1982, Yapı Kredi Bankası İstanbul/Beyazıt 63
milyon 500 bin TL (423 bin 333 dolar)
* 30 Aralık 1982, Yapı kredi Bankası İstanbul/Beyazıt 80
milyon TL (533 bin 333 dolar)
* 4 Ocak 1983, Vakıflar Bankası İstanbul/Aksaray 80 mil
yon TL (533 bin 333 dolar)
* l Eylül 1983, Türk Ticaret Bankası İstanbul/Altınbakkal
100 milyon TL (666-bin 666 dolar)...
Behçet Cantürk, 1982- 83 yıllarındaki vergi beyannamesinde 5 milyon lira kazandığını
belirtti!..

1983 Mayıs’ında Sarı Avni’den 500 kiloluk bazmorfin siparişi gelir. Beco hemen Van’a telefon edip, İran’lı Zigariyi İstanbul’a çağırır. Zigari İstanbul’a gelince elinde hazır 250 kiloluk mal olduğunu ve malın geri geri kalanını İran’dan hazırlamak üzere adamını gönderdiğini söyler. Beco, 250 kiloluk malı sevkeder. Geriye kalan malda daha 300 kilo olarak gelir, bunun 20 kilosunu Suriye’ye gönderir.

Sarı Avni tekrar Beco’yu arayarak 130 kilo bazmorfin, 30 kiloda Eroin siparişi yapar, ayrıca bunlardan sonra 150 kilo Eroin hazırlamasını ister. 20 Ekimde bazmorfin Büyükada yakınlarında Sarı Avni’nin gemisine yüklenir. 30 kilo Eroinin Lice’den geleceğinden dolayı, gemi açıkta bekletilir. Fakat mal gelmeyince geminin yola çıkması haberi iletilir. Birgün önce jandarmalar tarafından, Anhazap mezrasında 217 kilo EROİN ele geçirilmişti. Mallar yakalanmıştı. OPERASYONLAR gelişiyor, Beco’nun etrafındaki ÇEMBER daralıyordu.

Behçet Cantürk daima Hilton ve benzeri LÜKS otellerde kalıyordu. Kazandığı servetleri yakınlarının, karısının, dostunun, dostunun annesinin, kardeşlerinin, şöförlerinin üzerine görünür yapıyordu.

Polisler, Behçet Cantürk'ün Bağdat Caddesi Erenköy Zincirli Köşk Sokak 310/13 adresindeki
evine, 4 Mayıs 1984 tarihinde geldiler.

Behçet Cantürk’ün dostu Akile Dilek Alev'in, aynı binanın alt katında bulunan Ziraat Bankası'nda 2591 sayılı şahsi kasası vardı. Polislerin elinde; kasanın açılmasını, içindekilere el konularak, banka nezaretinde bir başka kasaya konulmasını isteyen savcılık belgesi vardı.
Aşağıya inildi. Banka yetkilileri kasayı açıp içinde bulunanları beyaz bir çanta ile getirdiler.
Tesbite geçildi:

* Türk Ticaret Bankası Altınbakkal Şubesine ait 111149 sayılı 50 milyon liralık, 6 Haziran
1984 tarihine kadar 3 ay vadeli tasarruf cüzdanı;
* l adet pırlanta ve beyaz altınla işlenmiş gerdanlık, l adet aynı özellikte yüzük ve l adet aynı
özellikte bilezik;
* 22 ayar beş bilezikten oluşan Adana yapısı burma bilezik;
* Zelal isimli 14 ayarlı altın çocuk künyesi;
* Neval isimli ayan belli olmayan altın çocuk künyesi;
* 22 ayar, bir parmak kalınlığında birbirine geçmiş iki şerit halinde bilezik;
* 30 adet 18 ayar tel bilezik;
* Top şeklinde altından bir çift küpe;
* 2 adet 22 ayar çocuk bileziği;
* 5 adet çeyrek altın, l adet yarım altın, l adet çeyrek yansı altın;
* Bir çift beyaz altın üzerine, pırlanta ve siyah taşlı küpe;
* l adet tura kolye;
* 2 metre 18 ayar bakla zincir...
Bitmedi. Kasada çekler, senetler, hesap cüzdanları da vardı:
* Şekerbank Beşiktaş Şubesine ait, 20659 hesaptan 426110 sayılı 40 milyon liralık 11 Şubat
1983 tarihli çek;
* Şekerbank Beşiktaş Şubesine ait, 20659 hesaptan 426111 sayılı 47 milyon liralık 15 Şubat
1983 tarihli çek;
* Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankası Karaköy Şubesine ait, seri A/1 No: 2590'dan 2600'e
kadar 11 yapraklı 108326 hesaba ait çek karnesi;
* Osmanlı Bankası Ankara Şubesinin 640- 569/4 no'lu hesabına ait, 360028'den 360050'ye
kadar 23 yapraklı çek karnesi;
* Türk Ticaret Bankası Altınbakkal Şubesine ait 111/5591- 3 Abdülkadir Takan'a ait, 12
milyon 750 bin liralık hesap cüzdanı;
* Yapı Kredi Bankası Beyazıt Şubesine ait, 2550 nolu Behçet Cantürk'e ait 236 milyon 47 bin
500 lira bakiyeli hesap cüzdanı;
* Osmanlı Bankası Ankara Şubesine ait, 640/569- 4 sayılı Behçet Cantürk'e ait, 75 milyon
liralık hesap cüzdanı;
* Ziraat Bankası Harbiye Şubesine ait, 630/15779 sayılı Behçet Cantürk'e ait, 120 milyon 200
bin liralık hesap cüzdanı;
* Türk Ticaret Bankası Altınbakkal Şubesine ait, 42.003- 2 mevduat 817- 7 hesaba ait, 086845
numaradan 086850 numara ya kadar 6 yapraklı çek karnesi;
* Töbank Diyarbakır şubesine ait, 11115/7 hesaptan K 017457 numaradan K 017475 numaraya
kadar 19 adet çek karnesi;
* Türk Ticaret Bankası Altınbakkal Şubesine ait, 42.007- l mevduat 5593- 9 sayılı hesaba ait,
085151 numaradan 085175 numaraya kadar 25 yapraklı çek karnesi;
* Akbank İstanbul Şubesine ait, 8960 Gelişim kimyevi maddeler kaşeli 193199 çeke ait, 5
milyon 300 bin liralık 10 Mayıs 1984 vadeli çek yaprağı;
* Garanti Bankası İzmir Şubesine ait, 1602/15- 3731 hesaptan 688855 çek nolu 8 milyon
liralık, 15 Kasım 1983 tarihli çek yaprağı;
* Garanti Bankası İzmir Şubesine ait, 3732/1602- 15 nolu 688856 sayılı 3 milyon 500 bin
liralık, 15 Aralık 1984 tarihli çek yaprağı;
* Yapı Kredi Bankası Beşiktaş Şubesine ait, 1632- 9 hesap688663 nolu 2 milyon liralık çek
yaprağı;
* Türkiye Emlak Kredi Bankası Malatya Şubesine ait, 5697/8 nolu hesaptan, 085204 tarihsiz ve
miktarsız çek yaprağı;
* Anadolu Bankası Çapa Şubesine ait, 1547/9 sayılı hesap tan Seri A 026303 nolu 7 milyon
500 bin liralık, 26 Haziran 1983 tarihli çek yaprağı;
* İmar Bankası Bakırköy Şubesine ait, 10422 hesaptan 140270 nolu 6 milyon liralık, 26 Mayıs
1983 tarihli çek yaprağı;
* Yamsan Besicilik ödemeli, 2 Nisan 1984 tarihli vadeli Abdülkadir Takan emrine tanzim edilen
20 milyon liralık protestolu senet;
* Yamsan Besicilik ödemeli, 28 Mart 1984 vadeli Abdülkadir Takan emrine tanzim edilen 20
milyon liralık protestolu senet;
* Yamsan Besicilik ödemeli bila tarihli, Yusuf Yaman cirolu 60'şar milyonluk üç adet senet;
* Mustafa Elik ödemeli, bila tarihli cirosuz 9 milyonluk senet;
* Yüksel Bağdaş ödemeli, Behçet Cantürk emrine tanzim edilen 20 Ocak 1984 tarihli vadeli 3
milyon liralık senet;
* M. Şirin Cantürk Diyarbakır ödemeli, Behçet Cantürk adına tanzim edilen 15 şubat 1984
tarihli 500 bin liralık senet;
*Yamsan Besicilik ödemeli, Behçet Cantürk alacaklı 85 milyon liralık ayrı ayrı dört adet ipotek
belgesi;
* Yüksel Bağdaş ödemeli, Behçet Cantürk alacaklı 3 Kasım 1984 tarihli 7 milyon 135 bin
liralık senet...

Akatlar Cebeci Sokak Mutlu Apartmanı 5/1 adresinde oturan Behçet Cantürk’ün dostunun annesine ait evde yapılan aramada:

* Üzerinde Behçet Cantürk yazılı 14 ayar altın anahtarlık;
* Üzerinde pırlanta işlemeli, büyük harflerle "BC" yazılı 34 S 2666 oto plakası, üzerinde yine
altın ve pırlanta işlemeli "BC" yazılı Mercedes forslu anahtarlık;
* 3 adet pırlantalı (bir adeti Zafir pırlantalı altın karışımı, bir adeti Zümrüt pırlantalı altın
karışımı ve bir adeti Yakut pırlanta lı altın karışımı) köşeli bilezik;
* l adet altın erkek kol saati ve altın kordonu;
* l adet altın bayan kol saati ve altın kordonu;
* l adet siyah taşlı altın erkek yüzüğü;
* l adet üzerinde "BC" yazılı altın pırlanta işlemeli kravat iğnesi;
* 2 adet üzerinde "BC" yazılı altın kol düğmesi;
* l adet pırlanta gerdanlık ve aynı gerdanlığa ait pırlanta 2 adet küpe.
Mücevherlere, evraklara ve paralara ihtiyati tedbir konuldu.

Polis ihbar aldı.
16 Mayıs 1984 günü Diyarbakır’da Behçet Cantürk'ün ablası İkram Fida-nay'ın evine baskın yaptı. Yapılan aramada şunlara ulaşıldı:

Mücevheratların listesi şöyleydi:
* Bir çift safir küpe;
* l adet safir yüzük;
* l adet safir taşlı gerdanlık;
* l adet safir bilezik;
* 21 adet, 22 ayar altın bilezik;
* 2 metre 22 ayar altın zincir kordon;
* l adet kişnişli 14 ayar kolye;
* 22 ayar diş kaplama altını;
* 3 çift inciden kolye;
* l adet üzerinde çeyrek ve yarım altın olan 18 ayar paralı bilezik;
* 2 adet yarım reşat altın;
* l adet çeyrek reşat altın;
* 14 ayar, bir adet kravat iğnesi;
* l adet altın kaplama sigara ağızlığı;
* l adet 18 ayar altından bayan kol saati;
* Bir çift pırlanta küpe;
* Pırlantalı iki sıra taşlı, ortası safir l adet yüzük;
* l adet altın kaplama çakmak;
* l adet incili pırlantalı altın anahtarlık;
* l adet siyah beyaz incili pırlantalı altın bilezik;
* 7 adet büyüklü küçüklü kadife kaplı çeşitli mücevher kutusu;
* l adet altın zincir ve üzerine Arapça yazılı altından künye;
* 50 cm. uzunluğunda burma tipi altın zincir. (Behçet Cantürk'e ait bu altın zincir, yazıhanedeki biblo köpeğin boynuna takılıyordu!..)

Behçet Cantürk'ün eşi Hidayet'in çantasında değerli "kâğıtlar" da vardı:

* 4 adet Diyarbakır İli Töbank Şubesine ait, Behçet Cantürk adına düzenlenmiş çekler:
10 Haziran 1984 tarih 093076 numaralı 2 milyon değerinde çek;
10 Temmuz 1984 gün 093079 seri numaralı 2 milyon lira değerinde çek;
10 Ağustos 1984 gün 093080 seri numaralı 2 milyon değerinde çek;
9 Ekim 1984 gün ve 093081 seri numaralı l milyon 900 bin değerinde çek;
* Türk Ticaret Bankası Altınbakkal Şubesi, 111/5593- 9 hesap numaralı 10 milyon değerinde
Behçet Cantürk adına düzenlenmiş hesap cüzdanı;
* Hidayet Kaşan adına düzenlenmiş, Diyarbakır Yenişehir semtinde 106 kütük no, 25 pafta,
128 ada, parsel no 3 olan 962 m2 olan arsa tapusu;
* Behçet Cantürk adına düzenlenmiş Lice Cumhuriyet Savcılığı'nca onaylı, Diyarbakır 1.
Noterden tasdikli, 26 Mayıs 1983 tarihli, 17389 numaralı sabıkasızlık belgesi;
* Ziraat Bankası Adapazarı Şubesince Behçet Cantürk adına verilen, hesap numarası 641-
1050, çek numarası 278456'dan başlayıp 278475'e kadar devam eden kullanılmamış çek defteri...

Behçet Cantürk Ankara’da Atilla Aytek’in başında bulunduğu, Kaçakçılık İstihbarat Harekât Daire Başkanlığı bünyesinde 40 gün gibi uzun bir zaman işkenceli sorgulardan geçirilir. Etrafında çalıştırdığı kişilerde operasyonlarla bu işkenceli sorgulara getirilir. Beco bu gözaltı sonunda cezaevine gönderilir.
Temmuz 1984 yılında, bu defa MİT tarafından cezaevinden alınarak, sorguya götürülür. MİT’te sorgulamayı yapan Mehmet Eymür’dür, sorgulama 47 gün sürer, Cantürk burada Mit’e çok önemli bilgiler verir.

Avukatlarıyla yarım saat bile görüşemeyen Behçet Cantürk'ü, bu defa Maliye ve Gümrük
Bakanlığı'ndan gelen hesap uzmanları saatlerce "sorguladılar."
Lice Vergi Dairesi'nin Ga 266 Hesap nolu gelir vergisi mükellefi Behçet Cantürk'e,
Sıkıyönetim Askeri Savcılığı adına, Hesap Uzmanı Mehmet Arıoğlu ve Hesap Uzmanı Tarık
Boy-nueğri sorular yöneltti. Servetleriyle ilgili tahkikat yaparlar.

Kaçakçılık İstihbarat Harekât Daire Başkanı Atilla Aytek imzalı, Behçet Cantürk hakkında
İnterpol'e yazılan, 1773 sayılı, 20 Ağustos 1984 tarihli "gizli" bilgilerin yer aldığı teleksin içeriğişöyleydi:

"30.4.1984 tarihinde uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptığı tesbit edilerek yakalanan Behçet
Cantürk'ün yapılan sorgulama neticesinde; Behçet Cantürk'ün 1979- 1982 seneleri arasında, İran-Türk sınırı yakınında oturan İranlı Hacı Reşit Zigari'den ve Selo ile Ertoşlu Feto'dan temin ettiğibazmorfini, Van'da oturan Bayram Oteli sahibi Sıddık Bayramla ortak olarak, halen Zü-rih'te oturan Sultan Turizm sahibi Avni Karadurmuş'un (Avni Musullulu) gemileri ile İtalya'ya veAmerika'ya sevk ettikleri, Zürih'te oturan Avni Musullulu'nun yazıhanesinde çalışan, iyi Türkçe konuşan bir İsviçreli'nin pazarlama yaptığı, adının Paul olduğu, İsviçreli Paul ile Avni Karadurmuş'un sevkıyatlardan yüzde 25 hisse aldıkları, (...) İsviçre'nin Zürih kentinde sinemacılık da yapan Paul'ün kumral, kahverengi gözlü, 1.75- 1.80 boylarında, atletik yapılı ve çok zengin biri olduğu ortaya çıkarılmıştır.’’

1993 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda, "PKK'ye karşı top-yekun ve kesintisiz savaş" karan
alındı. Karara göre, güvenlik güçlerinin silahlı mücadelesi kesintisiz olarak sürecek ve aynı
zamanda "PKK'nin maddi gelir kapısının" kapatılması için 'Devletin tüm imkânları seferber
edilecek"ti.
MGK Genel Sekreterliği'ne sunulan, 5 Temmuz 1993 tarihli bir rapor, devletin bu kararı neden aldığını aydınlatıyor: "PKK'nin Türkiye'de silahlı eylemlerini yoğunlaştırmasıyla birlikte militan kadrolarının silah ve diğer lojistik ihtiyaçlarını temin için uluslararası uyuşturucu şebekeleri ile temasa geçerek Ortadoğu- Türkiye- Avrupa hattında bir uyuşturucu ticaretine yöneldiği gözlenmektedir.

"PKK bir yandan Lübnan- Bekaa'da kamp yerleri üzerindeki tarlalarda haşhaş ekimi yaparak
elde ettiği (Baalbek ve Her-men) uyuşturucu maddeleri Tripoli, Beyrut, Sayda gibi limanlardan
deniz yoluyla Avrupa ülkelerine sevkederken, diğer yandan Afganistan sınırındaki bölgede
yerleşik olan Beludicilerden elde ettiği uyuşturucuları Türkiye üzerinden Avrupa'ya
göndermektedir. (...)

"PKK'nin uyuşturucu ticaretinden yılda yaklaşık 2.5 trilyon TL. gelir sağladığı, elde ettiği bu
paralarla örgütün silah ihtiyacını karşılamaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

"Suriye devleti ile sürdürülen güvenlik işbirliği çerçevesinde, Lübnan- Bekaa'daki PKK'nin
kampları üzerinde, baskı uygulanması nedeniyle örgüte mali açıdan önemli kayıplar
verdirilmiştir. (...)

"1990 yılında İstanbul'da 231 kilo bazmorfin ile yakalanan İran uyruklu V.Ç- N.D. ve Ş.T. adlı şahıslar ifadelerinde, bazmorfin satışından elde edilecek paranın büyük bir bölümünün PKK'ya verileceğini belirtmişlerdir.

"Van ilinde bir aşiret reisinin, İran'da PKK tarafından imal edilen eroini, İstanbul bağlantılı
olarak Avrupa'ya sevkettiği bilinmektedir.

"Son yıllarda Avrupa ülkelerinde uluslararası uyuşturucu kaçakçısı olarak bilinen, Avrupa
polisince de aranan ve 1988'de İstanbul'da yakalanan N.A adlı şahsın PKK ile irtibatlı olduğu,
örgüte önemli miktarda yardım yaptığı bilinmektedir. (...)

"PKK'ya uyuşturucu ticareti faaliyetlerinde en önemli desteği sağlayanlar arasında Ermeni asıllı Varujan Kumdagezer ile yine Ermeni asıllı Behçet Cantürk'ün yer aldığı dikkatleri çekmektedir.Bilindiği gibi 1980'li yıllarda Doğu Anadolu'da bir eroin imalathanesine yapılan baskında, Ortadoğu'nun en büyük imalathanelerinden biri ortaya çıkarılmıştır. Bu imalathanelerin sahibi olarak Behçet Cantürk bilinmektedir.

"1989 yılında Almanya'da bir TIR aracında ele geçirilen 70 kilo eroin olayının sanığı Avusturya uyruklu Helmut F.S. bu eroin gelirinin Hollanda'daki Kürt örgütüne verileceğini söylemiştir.

"1990 yılında Antalya ili Gazipaşa civarında Lübnan bandıralı bir gemide 5 tonun üzerinde
esrar maddesi ele geçirilmiştir. Bu uyuşturucunun Lübnan Minya Limanı'ndan yüklendiği ve
PKK ile bağlantılı olduğu ortaya çıkarılmıştır.

"1991 yılında Hollanda Arnhem şehrinde ele geçen 48 kilo eroin davası sanıklarından Tunceli
doğumlu K.G'nin PKK örgütü üyesi olduğu, kardeşi C.G'nin ise bir jandarma üsteğmen ve iki
erimizin şehit edilmesi olayından dolayı tutuklandığı tespit edilmiştir. (...)
"1992 yılında İtalyan Polis Teşkilatı tarafından hazırlanan bir raporda, PKK örgütünün Türkiye üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu madde kaçırdığı ve Behçet Cantürk'ün de PKK adına uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı belirtilmektedir. (...)

"Avrupa'da ortaya çıkarılan ve ülkemiz yoluyla gerçekleşen büyük uyuşturucu madde
olaylarının organizatörlerinin bu aile gruplarına ait olduğu ve PKK terör örgütü ile işbirliği
içerisinde faaliyet gösterdikleri anlaşılmıştır. Baybaşin, Polat, Aksoy, Koylan, Yıldırım,
Kocakaya ve Cantürk aileleri bunlardan birkaçıdır."

PKK'nın Diyarbakır Cezaevi sorumlusu Abdülhakim Güven'di. İtirafçı olmayı seçen
eski PKK militanı Abdülhakim Güven'in açıklamaları, TRT l, TRT 2 ve HBB televizyonunda birkaç gün arka arkaya yayınlanıyordu...

İtirafçı Güven, direkt Behçet Cantürk'ü hedef alan şu açıklamayı yapıyordu: "Behçet Cantürk
PKK'ye kendi servetinden pay vermiyor ama örgütün mutemetliğini üstleniyor. PKK adına para işletiyor, diğer Kürt işadamlarından para alınmasını organize ediyor."

Bir itirafçı da İstanbul'dan çıkıyordu: Tıpkı Ertoşlu Feto ve Selo gibi; onlara da kısaca Lazo ve Simko diyorlardı. Onlar da İranlı'ydı. Aynı zamanda Kürt'tüler. Ancak bunların kimlikleri
biliniyordu: Lazo'nun gerçek adı; Lazem Nazım İsmaili, Simko'nun ise Asker Simko'ydu.

Lazo ve Simko, İran'dan getirdikleri bazmorfinleri İstanbul'da satıyorlardı. Son parti olarak 9
ton getirip satmışlardı. İstanbul piyasasında oldukça popüler olmaya başlamışlardı.

Yeraltı dünyası acımasızdı. Oyunun en birinci kuralı, "sırtım güçlü bir yere dayayacaksın."
Güçlü olmayanların malına el konuluyordu. Lazo ve Simko'nun, sırtını devlete dayadığı iddia
ediliyordu.


PKK Marmara Sorumlusu Osman Tim, Mahsun Korkmaz Akademisi'ne yardım için, Lazo ve
Simko'dan bağış almaya gittiğinde, İranlıların ihbarı sonucu yakalandı.
Gözaltına alınan Osman Tim, PKK'nın İstanbul kadrolarını ele veriyor, kimlerden bağış
topladıklarım tek tek itiraf ediyordu...
Osman Tim'in ifadesinde Behçet Cantürk'ün adı var mıydı? Vardı.
Osman Tim itiraflarından sonra cezaevinde şişlenerek öldürüldü.

14 Ocak 1994.
Saat 18.20. Bağdat Caddesi'nde bulunan benzin İstasyonu'ndaki yazıhanesinden evi aradı.
Cuma günü trafiğin çok karışık olduğunu, bu nedenle eve erken geleceğini söyledi.

Şoför Recep Kuzucu, Ford Taunus 20 GTS model, çelik zırhlı, kurşun geçirmez, siyah renkli
arabayı çalıştırdı. Behçet Cantürk binince hareket edip, Bağdat Caddesi'ne çıktılar...
Yazıhane ile ev arası, otomobille 10 dakika...

Aradan saatler geçti...
Behçet Cantürk'ün içinde bulunduğu, Recep Kuzucu'nun kullandığı 34 HLP 08 plakalı
otomobilden haber alınamıyordu. Ne otomobilin mobil telefonu, ne de Behçet Cantürk'ün kısa
mesafeli el telefonu cevap veriyordu.

Cantürkler telaşlandı. Sabaha kadar uyuyamadılar. Gidebileceği her yeri aradılar, haber
gönderdiler. Tanıdık emniyet görevlilerini devreye soktular. Kimse Behçet Cantürk'ün nerede
olduğunu bilmiyordu...

Dışişleri Bakanı, hemşehrileri Hikmet Çetin'e ulaşmaya çalıştılar.

Sabaha kadar uyumayıp, Behçet Cantürk'ü aradılar...

15 Ocak 1994.
Saat 11.30. Sakarya'nın Sapanca ilçesi Kırkpınar kasabası yakınlarında, Ulusoy şirketine ihale
edilmiş, ancak henüz inşaat onarım çalışmalarına başlanmamış, dinlenme tesislerinin yakınında iki erkek cesedi bulundu... Behçet Cantürk ve şöförü Recep Kuzucu'nun cesetleriydi…

16 Ocak 1994.
Behçet Cantürk’ün tabutu, Kürtlerin geleneksel renkleri; sarı- kırmızı ve yeşil renklerden oluşan simli altın bir örtüye sarılmıştı. Üzerinde, sarı, kırmızı ve yeşil çiçekler vardı. Recep Kuzucu'nun tabutu ise yeşil bir kumaşla örtülmüştü.Defin Karacaahmet Mezarlığında yapılır…

SONER YALÇIN – Behçet Cantürk’ün anıları, Su Yayınları, Yedinci Baskı : Kasım 2000


SONUÇ :
İşte altın kaçakçılığı, silah-mermi kaçakçılığı, eroin, bazmorfin kaçakçılığı yapmış, tefecilik yapmış, hayali ihracat yapmış. Servetler kazanmış, lüks içinde yaşamış, oluşturduğu her ilişkide bu çizgisinde ilerlemiş, Behçet Cantürk, aynı zamanda PKK’nin yayın organının olan Ülkede Özgür Gündem’in en önemli ortaklarındandır. Kanlı-zehirli paralarıyla PKK örgütünü beslemektedir. Eh ne diyelim ? PKK için amaca giden her yol mübah olduğuna göre, bu da mübah olmalı.
PKK’liler ve yayın organları, böyle uluslararası eroin-bazmorfin tüccarlarını Kürt iş adamlarımız adı altında savunmuşlardı. Bunların iş adamları böylemi oluyor ?

Bizdeki bazı aklı evvel sosyalistler, bunları bize devrimci-sosyalist örgüt diye yutturmaya çalışıyorlar…
Onlarla birlik olmak tek seçenekmiş gibi görüyorlar, böyle birlik olacağına hiç olmasın, böyle zafer olacaksa hiç olmasın…
Bu kadar servet sahibi olan adamları sahiplenmek devrimci-sosyalist hareketlerin görevimi ? Devrimci-sosyalist hareketler kimlere karşı mücadele ediyor ?

Birde Dersim’in Kırmanc-zaza halkını yok sayıyorlar, inkar ve imha etmeye çalışıyorlar, asimilasyona uğratmaya çalışıyorlar. Gerçekleri söyleyip, halkımızı savununca, bizleri ölümle tehdit ediyorlar. Bunların gerçek yüzlerini teşhir etmeye devam edeceğiz.
Onur ve özgürlük birlikte kazanacak…

1 yorum:

  1. Arkadaşlar merhaba. Bençet Cantürk hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın. Behçet Cantürk Kimdir

    YanıtlaSil