30 Mart 2012 Cuma

MASONLAR VE İTTİHATÇILAR - Said YAVUZ • 43. Sayı / KİTAP

1900 yılının boğucu bir eylül sonu akşamında İstanbul’a, Orient Ekspres’in yataklı vagonlarından birinden aristokrat görünümlü orta yaşlı bir bey iner. Heykeltıraş ve ressam olan bu adam, İtalyan masonluğunun Büyük Üstad Yardımcısı Ettore Ferrari’den başkası değildir. Ferrari’nin görünen niyeti, Doğu’da kendine ilham aramaktır. Asıl niyet ise İtalyan mahfillerinin uykudaki biraderlerini uyandırmak ve Osmanlı topraklarında nice zaman önce kurulan locaları uyanışa çağırmak. 

Ferrari’nin gelişiyle Türkiye’de umulan etki doğdu. Bir hafta içinde Selanik’teki Makedonya locası Makedonya Risorta adı altında çalışmaya başladı. Bütün bu olup bitenlerin bizim tarihimizle ilgisi nedir? İşte bu soruya “Gönye ve Hilal” belgelerle ve titiz bir çalışmayla cevap verir. İtalyan bir yazar olan Angelo Iacovella kitabında kendi penceresinden masonların “halife topraklarındaki başarılarını!” ele alır. 

Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmek için her türlü mihrakla işbirliği yapmaya hazır kimi Jöntürkler mason localarına girmiştir. Makedonya Risorta’nın canlanmaya başladığı yıllarda bir muhalif hareketin, İttihat ve Terakki’nin de canlandığını görüyoruz. Jöntürkler masonlardan çok etkilenir. Öyle ki masonluğa giriş törenleri aynıyla bu örgütte de uygulanacaktır. Yazar, İttihat-Terakki kurucuları, Mehmet Talat, Rahmi Bin Rıza, Mithat Şükrü ve İsmail Hakkı Canbolat’ın masonluğa dâhil olduğu yılları matrikül defterlerini gün ışığına çıkararak ortaya koymuştur. Buna göre İttihat-Terakki’nin padişahı devirme amaçlı örgütlenmesi 1906’lardan daha öncedir.

İtalyan locaları ile Jöntürkler birlikte toplantı yapıp siyasal ve toplumsal alanda etkin olma planları kurdular. İttihat-Terakki üyeleri Abdülhamit’in hafiyelerinden ancak mason localarında korunabiliyordu. Şartlar olgunlaştıktan sonra padişahın tahttan indirilmesi saat saat Makedonya Risorta’dan gerçekleştirilmiştir. Nitekim Abdülhamid’i deviren hükümete ilk kutlama Büyük Üstad Ferrari’den geliyordu. “Zorba”nın tahttan indirilişinden birkaç gün sonra Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin 33. derecesinden Sevgili Birader, İtalyan Maşrıkı Âzamı ile Jöntürkler arasındaki gerçek bağlantı halkası olarak görev yapan Emanuel Karasu’ya coşkulu selamlarını gönderiyordu.

Iacovella’nın masonların Siyonizm’le olan bağını görmezden gelmeye çalıştığını söylersek abartmış olmayız. Çünkü daha Abdülhamit devrildikten sonra İttihat-Terakki Cemiyeti’nin bazı üyelerinin cemiyetteki masonik yapılanmaya karşı geldiği ve seslerini yükselttikleri biliniyor. Miralay Sadık Bey’in uyarıları okunursa İttihat-Terakki’nin bile bile nasıl bir oyuna geldiği daha iyi anlaşılır: “Bugün Yahudilikle masonluk dünya iktisadiyatına hâkimdir. Her millet içinde bulunan mevki, şöhret, menfaat ve şeref hırsındaki zekâları kendi taraflarına celp ile masonluk ve diğer teşkilâtlar yardımıyla, onları devleti idare eden meclislere, yüksek mevkilere geçirmek yolunu buluyorlar. Bugün Siyonistler nazarında Osmanlı Devleti’nin çökmesi, hiç değilse Kudüs’ün ve Filistin’in bizden kopması lâzımdır. Masonlar da onlarla beraberdir. Buralarda bir Yahudi hükümeti kurmak istiyorlar”.

Angelo Iacovella, kitabında bizdeki kimi tarihçiler gibi Abdülhamit devrini istibdat dönemi olarak görmekte ve kötülemektedir. Oysa Sultan Abdülhamit, yönetimi boyunca Osmanlı’nın idarî sisteminde, yargısında, eğitim sisteminde, askerî düzeninde çok önemli reformlar gerçekleştirmiştir.

Gönye ve Hilal’de İttihat Hükümeti’nin ilk planda Osmanlı’da bir Maşrık-ı Âzamlık talebi İtalya’ya ulaştığında İtalyan locası nasıl bir zafer kazandığını biliyordu. Birbiri ardına mason heyetleri İtalya’yı ziyaret etti. Ne zamanki İtalyan hükümeti Osmanlı topraklarının Trablusgarp’ına göz dikti, işte o zaman biraderler arasında bir ayrışma doğdu. Sonraları yeni hükümet, savaşın tam ortasında acziyetinin bir göstergesi olarak bir zamanlar fikir ve eylem birliği ettiği İtalyan biraderlerinden yardım isteyecek ve bu talep kesin bir dille geri çevrilecektir.

Iacovella Makedonya Risorta’ya üye olan 23 üst düzey Osmanlı subayının bulunduğunu söylüyor. Bu tespit aynı zamanda Türkiye’de ordunun siyasete müdahalesinin ilk adımları olarak da okunabilir. Bu gelişme ile Osmanlı askeri arasına fitne girmiş, bu tefrika Balkanlar bozgununda önemli bir rol oynamıştır. 

Gönye ve Hilal’in önemi, bugüne kadar yayımlanmamış belgeleri gün ışığına çıkarmış olmasında yatıyor. Özellikle Selanik Maşrıkı’na üye olan bütün masonları üye tarih ve numaralarıyla vermesi önemlidir. İtalya’nın ve dahi masonluğun Osmanlı’nın batılılaşma serüveninde oynadığı role farklı bir ışık tutma iddiasındaki kitap, yerleşik masonluk çağrışımlarını yıkmak bir yana, hamasî olarak nitelenen kimi söylentileri de haklı çıkarmıştır.

1908’de Selanik’te loca odasında Jöntürklere vurulan özgürlük aşısı, bir on sene içinde onları zehirlemiş ve Osmanlı bu yöneticiler elinde bitirilmiştir.

Kaynak:
http://www.mostar.com.tr/Detay.aspx?YaziID=156

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder